« Önceki | Sonraki »

20/2/2007

ATEŞLİ SİLAHLAR-1

 

Ateşli silah kavramı, kükürt, odun kömürü ve güherçile alaşımından

oluşan kara barutun keşfi ile ortaya çıkmıştır. Kara barutun ve

ateşli silahların ilk kez nerede ve ne zaman kullanıldığı konusunda

çok çeşitli görüşler vardır. Ancak genellikle 14. yüzyılın ilk yarısında

ortaya çıktığı görüşü kabul edilmektedir.

Askeri müze, çok çeşitli silah koleksiyonu ile dünyanın en önemli

askeri müzelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Osmanlı ateşli

silah koleksiyonu da bu koleksiyon içinde önemli bir yere sahiptir.

 

 

TOPLAR

Top, yatay veya dik kavisli atış yapabilen, madeni namludan meydana

gelmiş, tahrip gücü yüksek bir silahtır. Önceleri ağızdan dolma taş veya

demir gülleler atan toplar, ateşli silah teknolojisinin gelişimiyle 19.

yüzyılın ortalarından itibaren kamalı tabir edilen kuyruktan dolma bir

teknolojiye sahip olmuşlardır.

Osmanlılarda topların döküldüğü yerlere Tophane adı verilmiştir. Toplar genellikle tophanelerde dökülmekle beraber, savaş alanlarına yakın yerlerde de dökülmüştür.

Osmanlı topları çift muylulu ve çift kulplu olup, namlu dip satıhları hafif yuvarlaktır. Ayrıca namlu gerisinde genellikle armudi ya da kozalak formunda kuyruk vardır. Namlu üzeri gövdeden kabartma dekoratif bileziklerle bölünmüştür. Dekoratif bilezikler muyluların iki yanında ve namlu ucunda yoğunlaşır. Namlu gerisinde yer alan falya delikleri bir palmet motifi içine yerleştirilmiştir. 

 

 

Osmanlı topçu ustaları padişahın emriyle döktükleri topun üzerine

padişaha övgü ibareleri ile adını mutlaka yazmışlar, sonra kendi

adlarını belirtmişlerdir. Namlu ucuna yakın bir yerde ve bir kartuş

içerisinde hükümdarın adı ve övgü ibareleri, namlu gerisinde yine

küçük bir kartuş içerisinde topu yapan ustanın adı yer alır.

Top namluları dönemin üslubuna uygun olarak, bordürler halinde

bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir. Kitabe ve süslemeler

daima kabartma tekniğinde, ölçüm değerleri ise kazıma olarak yazılmıştır.

Taşıma kulpları düz formda iken özellikle son dönemde yunus, ejder ya da

başka efsanevi hayvanlar şeklinde de biçimlendirilmiştir. 18 ve 19. yüzyıl

Osmanlı toplarında padişah tuğraları ve saltanat armaları da görülür.

 

Havanlar toplara nazaran daha kısa namlulu ve muyluları

namlu ağzına istenilen yükseklik açısını verebilmek için kuyruk

kısmına yakın, ahşap bir kundak üzerine yerleştirilmiş silahlardır.

Havanlar 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı Ordusunda kullanılmıştır. 

Avrupa'da 14. yüzyıldan itibaren top kullanıldığı bilinmektedir.

Askeri Müze yabancı  kökenli top koleksiyonunu; tarih sürecinde

Osmanlıların İtalya ve Avusturya ile münasebetlerinin en yoğun

olduğu 16. ve 17. yüzyıllara ait son derece kıymetli topların

yanında, 18-19 ve 20. yüzyıllara ait Rus, Fransız, Belçika, İsveç,

İngiliz ve Alman toplarını içeren seçkin örnekler oluşturmaktadır.

Koleksiyonun en erken örnekleri 16. yüzyıl başlarına kadar

inmektedir. Bu gibi erken tarihli topların çoğunluğunu İtalyan,

özellikle Venedik ve Avusturya topları oluşturmaktadır.  

 

TÜFEK VE TABANCA:

 

Tüfek: Kükürt, odun mürü ve güherçile alaşımından oluşan kara barutun keşfedilmesiyle ortaya çıkan ve geliştirilen ateşli silahların bir türü olan tüfek, insanların avlanmak ve kendilerini korumak amacıyla kullandıkları, en basit şekliyle ahşap bir kundak üzerine yerleştirilmiş bir namlu ve ateşleme mekanizmasından meydana gelen el silahıdır. 

 

Tüfekleri mekanizmaları bakımından kronolojik sıraya sokacak olursak; fitilli, çakmaklı, kapsüllü ve iğneli tüfekler şeklinde sıralayabiliriz. Fitilli tüfeklerde ateşleme, tüfeğin sağ tarafında bulunan demir çubuk şeklindeki horoza sıkıştırılan yanar haldeki fitilin tetik çekildiğinde falya tavasına düşmesi ve orada bulunan barutu ateşlemesiyle gerçekleşir. 

 

 

16. yüzyılda çakmaklı mekanizmalar keşfedilmiştir. Bu tür mekanizmalarda

 ateşleme çakmak taşı aracılığıyla gerçekleşmektedir. Çakmaklı mekanizmalar

 uzun süre kullanılmıştır. Fakat bu mekanizmanın da kullanımındaki güçlüklerden

 dolayı 19. yüzyılda kapsüllü mekanizmaların yapımına başlanmıştır. Kapsüllü

mekanizma namlu gerisinde bulunan ve namluya direkt bağlantılı kapsül

yuvasındaki kapsülün üzerine horozun düşürülmesiyle çalışan bir ateşleme sistemidir

 

 

19. yüzyılın ilk çeyreğinde iğneli mekanizmalar keşfedilmiştir.

En basit şekliyle iğneli mekanizma, namluya çeşitli sistemlerle

yerleştirilen kovanlı mermi gerisinde yer alan ateşleme iğnesine

horozun düşürülmesiyle çalışan bir ateşleme sistemidir.

 

 

Tabanca

Kabza, namlu ve ateşleme mekanizmasından meydana gelen,

kısa hedefler için kullanılan, küçük boyutlu bir ateşli silahtır.

Çakmaklı mekanizmadan itibaren tüfeklerdeki gelişime paralel

olarak kapsüllü ve iğneli mekanizmalar tabancalarda da

kullanılmıştır. Mekanizmaları açısından tüfeklerle aynı gelişimi

gösteren tabancalar form açısından da zaman içerisinde küçülmüş

 ve daha kullanışlı hale gelmişlerdir

 

 

Tabancalar arasında ayrı bir grubu oluşturan toplu tabancalarda ise

 kapsüllü ve iğneli mekanizmalar uygulanmıştır. Bu tabancalarda namlu

gerisinde 5'ten 8'e kadar mermi hazneli top mevcuttur. Tetik çekildikçe top

 kendi ekseni etrafında döner ve her dönüşten sonra yeni bir mermiyi ateşler.

Osmanlı dönemi, atölye üretimi olan tüfek ve tabancalarda genel bir standart

 olmadığı için her yörenin ve her atölyenin kendine özgü kabza, dipçik, namlu ve

mekanizma formu ile süslemesi vardır.

 

 

 

Osmanlı namluları çelik veya menevişli çelikten döküm tekniğinde

yapılmışlardır. Fitilli mekanizmanın uygulandığı erken örneklerde namlu

içleri yivsizdir. Bu tip namlulara kaval namlu adı verilir. Ateşleme

 mekanizmalarının gelişimi ile birlikte namlular, yivlendirilmeye başlanmıştır. 

 

 

Tüfek ve tabanca namluları benzer kompozisyonlar içinde süslenmiştir.

Tüfek ve tabancaların ahşap aksamlarının süslenmesinde ahşap üzerine

farklı renkte bir ahşap, kemik, bağa, sedef, gümüş veya bafon levha ve

tel kakma yöntemleri uygulanmıştır.  

 

 

Tüfek ve tabancalar 19. yy.a kadar her dönemde Osmanlı süsleme zevkini

yansıtan zengin motiflerle bezenmiştir.19. yy.dan itibaren süslemelerin azaldığı

 ancak bazı özel üretim silahlarda dekoratif unsurların kullanıldığı görülmektedir.

Süslemede rumi, palmet, çok yapraklı çiçek, şemse, kıvrık dal ve servi motifleri,

çeşitli formlarda geometrik motifler kullanılmıştır. 18.yüzyıldan itibaren ay-yıldız

motifleri, 19.yüzyıldan itibaren ise saltanat armaları görülür.

 

 



EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Arkadaşına Gönder!

Blogbul.com Free Web Counters
Free Counter